Ebola
Ebola virüsü, insanlarda ve diğer primatlarda ciddi, genellikle ölümcül seyreden Ebola Virüsü Hastalığına (EVH) (eski adıyla Ebola Kanamalı Ateşi) yol açar.
Ortalama vaka ölüm oranı %50 civarındadır. Ancak geçmiş salgınlarda bu oran virüsün suşuna ve alınan önlemlere bağlı olarak %25 ile %90 arasında değişiklik göstermiştir. EVH salgınları, öncelikle tropikal yağmur ormanlarının yakınında bulunan Orta ve Batı Afrika’nın kırsal bölgelerinde meydana gelmektedir.
Virüsün Kökeni ve Türleri
Ebola virüsü ilk olarak 1976 yılında Sudan’ın Nzara ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı iki farklı salgınla tanımlanmıştır. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki salgın Ebola Nehri yakınlarında bir köyde başladığından hastalığa bu isim verilmiştir.
Filoviridae (filovirüs) ailesinin üyeleri arasında Ebola, Marburg ve Cueva virüsleri yer alır. Ebola virüsünün bilinen alt türleri (suşları) şunlardır:
- Zaire ebolavirüs (EBOV) (En ölümcül ve yaygın salgınlara yol açan tür)
- Sudan ebolavirüs (SUDV)
- Bundibugyo ebolavirüs (BDBV)
- Taï Forest ebolavirüs (TAFV)
- Reston ebolavirüs (RESTV) (İnsan dışı primatlarda ve domuzlarda hastalık yapar, insanlarda semptom göstermez)
- Bombali ebolavirüs (Yarasalarda tanımlanmış olup insanlarda hastalık yapıp yapmadığı henüz bilinmemektedir)
Bunlardan ilk dördü insanlarda ciddi hastalığa neden olur. Afrika'daki büyük salgınlar genellikle Zaire, Sudan ve Bundibugyo suşlarından kaynaklanmaktadır. Meyve yarasaları (Pteropodidae ailesi) Ebola virüsünün doğal konağı olarak kabul edilir.
Hastalığın Bulaş Yolları
Virüs, insanlara ilk olarak enfekte meyve yarasaları, maymunlar, şempanzeler veya goriller gibi vahşi hayvanların kanı, vücut sıvıları veya dokularıyla doğrudan temas yoluyla (avlanma, kesim veya çiğ et tüketimi) bulaşır.
İnsan enfeksiyonu başladıktan sonra virüs, insandan insana şu yollarla yayılır:
- Enfekte bir kişinin kanı, kusmuğu, dışkısı, idrarı, tükürüğü, teri veya spermi gibi vücut sıvılarıyla doğrudan temas.
- Bütünlüğü bozulmuş cilt (çatlak, yara) veya mukoza zarları (göz, burun, ağız) aracılığıyla virüsün vücuda girmesi.
- Enfekte sıvılarla kontamine olmuş nesnelere (giysiler, yatak takımları, tıbbi ekipman ve iğneler) temas.
- Cenaze işlemleri sırasında vefat eden kişinin bedenine doğrudan temas edilmesi.
- Cinsel Temas: İyileşen erkek hastaların spermlerinde virüs 12-15 ay veya daha uzun süre canlı kalabilir ve bulaşmaya neden olabilir. Virüs; testisler, göz içi, plasenta ve merkezi sinir sistemi (beyin omurilik sıvısı) gibi bağışıklık sisteminden korunaklı organlarda uzun süre barınabilir.
- Ayrıca, enfekte gebelerde plasenta, amniyotik sıvı ve fetüste, emziren annelerde ise anne sütünde kalıcılık gösterebilir.
Önemli Not: Sivrisineklerin veya diğer böceklerin Ebola virüsünü bulaştırdığına dair kanıt yoktur. Virüs hava yoluyla (öksürük, hapşırma gibi damlacıklarla) bulaşmaz; yalnızca doğrudan temas gerektirir.
Sağlık tesislerinde maske, önlük ve eldiven gibi uygun kişisel koruyucu ekipman kullanmayan personelde maruziyet riski çok yüksektir. Tek kullanımlık olmayan tüm tıbbi malzemeler kesinlikle uygun şekilde sterilize edilmelidir.
Belirti ve Semptomlar
Enfekte bir kişi, virüsü ancak belirtiler ortaya çıktıktan sonra bulaştırabilir. Kuluçka süresi (virüsün alınması ile ilk semptomların görülmesi arasındaki süre) 2 ila 21 gündür (genellikle, maruziyetten sonra 8 ila 10 gün içinde semptomlar ortaya çıkar).
Hastalık ani başlar ve şu semptomları görülür:
- Yüksek ateş, aşırı halsizlik ve yorgunluk
- Kas, eklem, baş ve mide ağrıları
- Boğaz ağrısı, gözlerde kızarıklık, iştahsızlık, öksürük ve yutkunma güçlüğü
Hastalığın ilerleyen evrelerinde:
- Kusma, ishal ve ciltte döküntüler (kaşıntı)
- Böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında bozulma
- Toplumdaki yaygın algının aksine, şiddetli kanamalar her hastada görülmez; genellikle hastalığın geç evrelerinde ortaya çıkar. Diş eti, burun, vajinal kanama veya kusmuk ile dışkıda kan şeklinde (iç ve dış kanama) kendini gösterebilir. İğne yapılan yerlerde durmayan kanamalar tipiktir.
- Merkezi Sinir Sistemi Etkileri: Kafa karışıklığı (konfüzyon), aşırı sinirlilik ve saldırganlık gözlenebilir.
Laboratuvar bulgularında beyaz kan hücresi (lökosit) ve trombosit sayısında düşüş ile karaciğer enzimlerinde (AST, ALT) aşırı yükselme görülür. Hastalığı atlatıp iyileşen kişilerde uzun süre kronik yorgunluk, kas ağrıları, görme kaybı/göz sorunları ve mide ağrıları devam edebilir. EVH'yi sıtma, tifo ve menenjit gibi endemik hastalıklardan klinik olarak ayırt etmek zor olduğundan laboratuvar teşhisi şarttır.
Hastalığın Yayılımı
Afrika’da teyit edilmiş vakalar şu ülkelerden bildirilmiştir:
- Liberya, Sierra Leone, Gine, Nijerya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti (DRC), Gabon, Güney Sudan, Fildişi Sahilleri, Uganda, Kongo Cumhuriyeti (ROC), Güney Afrika (importe olmuş).
- Ebola hastası biriyle ilgilenmeyen veya yakın temasta bulunmayan (1 metreden kısa mesafe) gezginler veya genel halk için risk azdır.
Tedavi ve Korunma
- Günümüzde Zaire ebolavirüs türüne karşı geliştirilmiş ve onaylanmış Ervebo (Merck & Co.) ile iki dozluk Zabdeno ve Mvabea (Janssen) aşıları mevcuttur. Bu aşılar salgın yönetiminde aktif olarak kullanılmaktadır. Ancak, bu aşılar Bundibugyo veya Sudan suşlarına karşı koruma sağlamaz.
- Zaire suşu için geliştirilmiş monoklonal antikor tedavileri (Inmazeb ve Ebanga) hayatta kalma oranını ciddi şekilde artırmaktadır. Diğer suşlarda ise hastane ortamında erken dönemde başlanan yoğun sıvı-elektrolit desteği ve semptomatik tedavi iyileşmenin temelini oluşturur.
Seyahat Edecekler İçin Öneriler
Ebola salgınından etkilenen bölgelerde bulunan veya bu bölgelere seyahat edecek kişilerin aşağıdaki kurallara uyması hayati önem taşır:
- Enfekte meyve yarasaları, maymunlar ve kemirgenlerle temastan kaçının; vahşi hayvan eti (bushmeat) tüketmeyin.
- Nedeni bilinmeyen hayvan ölülerine kesinlikle dokunmayın.
- En önemli korunma yöntemi el hijyenidir. Ellerinizi düzenli olarak su ve sabunla yıkayın. Sabun yoksa alkol bazlı el antiseptikleri kullanın.
- Hasta kişilerin kan ve vücut sıvılarıyla temas etmeyin; hastaların kullandığı yatak, giysi ve tıbbi malzemelere dokunmaktan kaçının.
- Salgın bölgelerinde ve hastalıktan öldüğü şüphelenilen kişilerin cenaze törenlerinde, defin esnasında cesetle doğrudan temastan kesinlikle uzak durun.
- Sağlık çalışanıysanız; kişisel koruyucu donanımlarınızı (önlük, eldiven, maske, göz koruyucu ekipman) eksiksiz kullanın ve izolasyon protokollerine sıkı sıkıya uyun.
- Enfeksiyonun yayılmasını önlemek için tıbbi ekipman ve enjektörlerin sterilize edilmesine, uygun bir şekilde imha edilmesine ve hastaların vücut salgılarının kurallara uygun şekilde bertaraf edilmesine dikkat edin.
- Seyahatleriniz esnasında hastalanırsanız, kendinizde sadece ateş bile görülse acilen bir sağlık kuruluşuna başvurun; seyahat geçmişiniz ve potansiyel temaslılarınız hakkında mutlaka bilgi verin.
- Salgını kontrol altına almak adına; vefat edenlerin güvenli defnedilmesi, temaslıların belirlenerek 21 gün boyunca izlenmesi, hastaların sağlıklı bireylerden izole edilmesi ve genel hijyen kuralları ile temiz bir çevrenin korunması gibi salgın kontrol önlemlerine titizlikle uyun.
Seyahat Dönüşü Öneriler
- Ebola salgınının aktif olduğu ülkelerden dönen tüm yolcular, herhangi bir temas öyküsü olmasa dahi 21 gün boyunca sağlık durumlarını (özellikle ateş takibi) izlemelidir.
- Bu süre zarfında; ani yüksek ateş, titreme, kas ağrısı, halsizlik, kusma, ishal veya döküntü belirtilerinden herhangi biri gelişirse, derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı ve başka kişilerle temastan kaçınmalıdır.
- Sağlık kuruluşuna başvururken, acil servis personeline salgın bölgesine yapılan seyahat geçmişi ilk cümle olarak belirtilmeli ve tanı konulana kadar diğer hastalarla temas minimumda tutulmalıdır.
Hastalık ile ilgili salgın haberleri için tıklayınız.
Kaynaklar:
https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/ebola-disease
https://www.cdc.gov/ebola/about/index.html
Güncelleme Tarihi: 21.05.2026

